|
Tweet |
Seminer, sadece bir anma etkinliği olmanın çok ötesine geçerek, Marmara Bölgesi’nin beklenen büyük depremine karşı Yalova özelinde alınması gereken acil önlemlerin konuşulduğu bir bilim şölenine dönüştü. Programa Yalova Vali Yardımcısı Asalet Karabulut, Yalova Belediye Başkanı Mehmet Gürel, Çiftlikköy Belediye Başkanı Adil Yele, İMO Bursa Şube Başkanı Serdar Atilla Erdem, JMO Güney Marmara Şube Başkanı Mehmet Yıldız, JMO Yalova İl Temsilcisi Ozan Burak Cangir, İMO Yalova İl Temsilcisi Nevzat Çelikten ve YTSO Yönetim Kurulu Başkanı Cemil Demiryürek’in yanı sıra çok sayıda sivil toplum kuruluşu temsilcisi, muhtar, mühendis ve vatandaş katıldı.
.jpg)

“Deprem Bilinci Yalnızca Anma Günlerine Sıkıştırılmamalı”
Seminerin açılış konuşmasını yapan Yalova Belediye Başkanı Mehmet Gürel, 1999 sabahı yaşananları unutmanın mümkün olmadığını belirterek, "O sabah enkaz altından çıkarılan her can, bugün burada aldığımız kararların ne kadar hayati olduğunu gösteriyor. Yalova olarak deprem gerçeğiyle yaşamayı öğrenmek zorundayız. Belediye olarak imar planlarını afet odaklı yeniliyor, zemin etütlerini sıkılaştırıyoruz. Ancak bunu yalnızca belediye olarak değil, meslek odaları, üniversiteler ve halkımızla birlikte yapmalıyız. Bugün burada bilim insanlarımızı dinleyerek atacağımız adımları yeniden gözden geçireceğiz." ifadelerini kullandı.

Yalova Vali Yardımcısı Asalet Karabulut ise devletin tüm kurumlarıyla afet yönetimine hazır olduğunu ancak bireysel ve toplumsal bilincin de en az idari tedbirler kadar önemli olduğunu vurguladı. Karabulut, "Devletimiz AFAD başta olmak üzere tüm imkanlarıyla sahada. Ancak unutmayalım ki deprem anında ilk 72 saat hayati önem taşıyor. Bu sürede komşularımıza, çevremize nasıl yardım edeceğimizi bilmeliyiz. Bugün burada konuşulan her bir başlık, bir sonraki depreme daha hazır olmamızı sağlayacak" dedi.

"Marmara’nın Deprem Gerçeği: Aktif Faylar ve Güvenli Yapılaşma"
"Marmara’nın Deprem Gerçeği: Aktif Faylar ve Güvenli Yapılaşma" ana başlığıyla düzenlenen seminer, iki ana oturum üzerine inşa edildi. İlk oturumda yapı stokunun güvenliği ve inşaat mühendisliğinin kritik rolleri masaya yatırılırken, ikinci oturumda Yalova ve çevresindeki aktif fay hatlarının güncel durumu, jeolojik veriler eşliğinde adım adım incelendi.
Prof. Dr. Ali Koçak: "Mühendislik Hizmeti Lüks Değil, Zorunluluktur"
Seminerin ilk konuşmacısı olan Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ali Koçak, “Binalarda Deprem Hasarlarının Nedenleri ve Nitelikli Proje ve Yapı Üretimi Nasıl Sağlanır?” başlıklı yoğun ilgi gören sunumuna, 1999 depreminde Yalova’da çöken binaların enkaz fotoğraflarını göstererek başladı. Prof. Dr. Koçak, konuşmasında şu çarpıcı tespitlerde bulundu:

"Ne yazık ki 27 yıl geçmesine rağmen aynı hataları tekrarlıyoruz. Deprem yönetmeliklerimiz dünyanın en güncel yönetmelikleri arasında. Ama uygulamada, denetimde ve malzeme kalitesinde büyük sorunlar yaşıyoruz. Beton dayanımı düşük, donatılar yetersiz, zemin etütleri çoğu zaman kağıt üzerinde kalıyor. Nitelikli bir proje, nitelikli bir işçilik ve nitelikli bir denetim olmadan hiçbir bina depreme dayanıklı olamaz. Bugün Yalova'da riskli bina stokunun halen yüzde 40'lar civarında olduğu tahmin ediliyor. Bu rakam, hepimiz için bir yangın alarmıdır."
Koçak, özellikle mühendislik hizmetlerinin piyasa koşullarında bir maliyet kalemi olarak görülüp görülmemesi gerektiğine dikkat çekerek, “Bir binanın proje maliyetinden kısılan her kuruş, deprem anında can kaybına dönüşüyor. Vatandaşlarımız, 'bu binayı kim projelendirdi, zemin etüdünü kim yaptı?' diye sormak zorunda. Yetkililer olarak bizler, denetim mekanizmalarını daha da sıkılaştırmalıyız” ifadelerini kullandı.

Doç. Dr. Bülent Doğan: "Yalova, Enerji Birikiminin En Yoğun Olduğu Noktada"
Seminerin ikinci ve en dikkat çekici oturumunda kürsüye gelen Kocaeli Üniversitesi Mimarlık ve Tasarım Fakültesi’nden Doç. Dr. Bülent Doğan, “Marmara Bölgesi Neotektonik Döneminde, Yalova İli ve Çevresindeki Aktif Fayların Deprem Risklerine Yaklaşımı ve Yönetimi” başlıklı sunumunda adeta deprem senaryolarını yeniden yazdı. Doç. Dr. Doğan, güncel jeodezik veriler ve GPS ölçümleri eşliğinde yaptığı analizde, Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın Marmara kolu üzerindeki gerilim birikimine dikkat çekti.
Doğan, "Marmara Bölgesi’nde 1766’dan bu yana büyük bir kırılma yaşanmadı. 1999 depremi, bu fayın doğu ucunu kırdı ama batıya doğru olan segmentler hala kırılmadı. Yalova, bu fay hatlarının tam kesişim noktasına yakın bir konumda. Jeofizik verilere göre, 7.0 ve üzeri bir depremin üretilebileceği potansiyel enerji her geçen gün artıyor. Ne zaman olacağını bilemiyoruz ama büyüklüğünü ve yaratacağı etkiyi biliyoruz. Bu nedenle 'Deprem ne zaman olacak?' sorusunu bir kenara bırakıp, 'Deprem geldiğinde Yalova nasıl ayakta kalacak, can kaybımızı nasıl minimuma indireceğiz?' sorusuna odaklanmalıyız" dedi.
Doç. Dr. Doğan, yerel yönetimlere de önemli görevler düştüğünü belirterek, mikro-bölgeleme çalışmalarının acilen tamamlanması, kaçak yapılaşmanın önüne geçilmesi ve özellikle kıyı kesimlerindeki zemin sıvılaşması riskine karşı acil önlem alınması gerektiğinin altını çizdi.