|
Tweet |
Yaşam Hakkımız Tehdit Altındayken Kutlama Yapamıyoruz”
Ayşe Özdemir, konuşmasına 8 Mart’ın coşkuyla kutlanması gereken bir gün olmasına rağmen, Türkiye’de kadınların içinde bulunduğu ağır tablo nedeniyle buruk bir karşılama yaşadıklarını belirtti. Kadın cinayetlerinin her geçen gün arttığına vurgu yapan Özdemir, kadınların sokakta, işte ve evde can güvenliğinin olmadığı bir ortamda gerçek bir kutlamadan söz edilemeyeceğini ifade etti.
Kadına yönelik şiddeti önlemek için yasalarda var olan mekanizmaların yeterince işletilmediğini, faillerin caydırıcı cezalar almadığını ve bunun da şiddeti körüklediğini söyleyen Özdemir, “Kazanılmış haklarımıza yönelik her geçen gün artan saldırılar var. Bizi toplumsal yaşamın dışına itmeye, evlere hapsetmeye çalışan bir zihniyetle karşı karşıyayız. Bu anlayışa karşı mücadelemizi büyüterek sürdüreceğiz. Özgür ve eşit bir yaşam hakkından asla vazgeçmeyeceğiz” dedi.

Ekonomik Zorluklar ve Görünmeyen Emek Sömürüsü
Özdemir, kadınların yalnızca fiziksel şiddetle değil, aynı zamanda ekonomik şiddet ve yoksullukla da boğuştuğunu vurguladı. Derinleşen ekonomik krizin en ağır yükünü kadınların çektiğini belirten Başkan Özdemir, özellikle ev içi bakım emeğinin görünmez kılındığını ve bu durumun bir emek sömürüsü olduğunu söyledi.
Çocuk, yaşlı ve engelli bakımının kadınların “doğal görevi” olarak görüldüğünü belirten Özdemir, bu anlayışın kadınların iş gücüne katılımının önündeki en büyük engel olduğunu ifade etti. “Bakım yükü kadının sırtında olduğu sürece kadınlar ekonomik özgürlüğünü kazanamaz. Oysa çocuk, yaşlı ve engelli bakımı kamusal bir sorumluluktur. Bu sorumluluğu kadına yıkmak, modern kölelikten farksızdır” diye konuştu.
“Eşit İşe Eşit Ücret İstiyoruz”
Kadınların iş hayatında karşılaştığı ayrımcılıklara da değinen Ayşe Özdemir, aynı işi yapan kadınların erkek meslektaşlarına göre daha düşük ücret aldığını, terfi süreçlerinde göz ardı edildiklerini belirtti. Bu adaletsiz düzenin değişmesi gerektiğini vurgulayan Özdemir, “Kadın emeği görünmez değildir. Emeğimizin karşılığını istiyoruz. Eşit işe eşit ücret en temel hakkımızdır. Hemşireden öğretmene, tarlada çalışandan fabrika işçisine kadar tüm kadınların alın terinin karşılığını tam olarak alması için mücadele edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Atatürk’ün İzinde, Özgür Özel Liderliğinde Mücadele
Konuşmasında Cumhuriyet’in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün kadın haklarına verdiği öneme de vurgu yapan Özdemir, Atatürk’ün “Dünya yüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir” sözünün kendileri için bir yol haritası olduğunu söyledi. CHP’nin, Genel Başkan Özgür Özel liderliğinde kadınların siyasette, iş hayatında ve sosyal yaşamda güçlenmesi için kararlılıkla çalıştığını belirtti.
Yerel yönetimlerin kadın dostu uygulamalarının önemine dikkat çeken Özdemir, özellikle CHP’li belediyeler tarafından açılan kreşlerin kadınların istihdama katılımında kritik bir rol oynadığını ifade etti. “CHP’li belediyelerimiz, kreş hizmetleriyle kadınların iş gücüne katılımının önündeki en büyük engeli kaldırıyor. Çocuk bakımı sadece annenin değil, toplumun ortak sorumluluğudur. Bu kamusal hizmetlerin yaygınlaştırılması için baskı yapmaya devam edeceğiz” dedi.
Temel Talepler: İstanbul Sözleşmesi, 6284 ve Eşitlik
Ayşe Özdemir, kadın örgütleri olarak vazgeçilmez taleplerini de bir kez daha sıraladı:
İstanbul Sözleşmesi: Kadınları koruyan en güçlü uluslararası metin olan İstanbul Sözleşmesi’nden asla vazgeçmeyeceklerini, sözleşmenin yeniden uygulanması için mücadele edeceklerini belirtti.
6284 Sayılı Kanun: Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un (6284) etkin, eksiksiz ve tavizsiz bir şekilde uygulanmasını talep etti. “Kanunun lafzı değil, ruhu işlemelidir” dedi.
Eşit İşe Eşit Ücret: İş hayatında kadın-erkek arasındaki ücret uçurumunun kapatılmasını istedi.
Kamusal Bakım Hizmetleri: Çocuk, yaşlı ve hasta bakımının kamusal hizmet kapsamına alınarak kadınların üzerindeki yükün hafifletilmesi gerektiğini vurguladı.

Demokrasi Kadınlarla Tamamlanır
Kadınların özgür olmadığı bir toplumda demokrasiden, kalkınmadan ve gelişmişlikten söz edilemeyeceğini ifade eden Özdemir, “Biz CHP Kadın Kolları olarak korkmadan, yılmadan, usanmadan mücadele edeceğiz. Ülkemizde eşitliği ve adaleti tesis edene kadar durmayacağız. Çünkü biliyoruz ki, bir toplumda kadın özgür değilse o toplum zincire vurulmuş demektir. Biz bu zincirleri kırmaya geldik” dedi.
1857’den Günümüze: Yangından Direnişe
Açıklamasının sonunda 8 Mart’ın tarihsel kökenini hatırlatan Ayşe Özdemir, 1857 yılında New York’ta daha iyi çalışma koşulları ve eşit ücret talebiyle greve çıkan, ardından fabrikada çıkan yangında hayatını kaybeden 129 kadın işçiyi saygıyla andı. “O yangında can veren kadınların direnişi, bugün bizlere ilham olmaya devam ediyor. Onların mücadelesi bugün eşitlik, özgürlük ve adalet için yollara dökülen tüm kadınların ortak hafızasıdır” dedi.
Özdemir, 8 Mart’ın sadece geçmişi anma günü değil, aynı zamanda geleceği inşa etme günü olduğunu vurgulayarak sözlerini şöyle tamamladı:
“Yaşasın kadın dayanışması, yaşasın örgütlü mücadelemiz! Çare eşitliktedir. Çare Cumhuriyet değerlerimizdedir!”