|
Tweet | Tarih: 14-06-2026 23:05 |
"Türkiye, Cumhuriyet tarihinde benzeri görülmemiş bir süreçten geçiyor"
Konuşmasına Türkiye'nin içinde bulunduğu siyasi atmosferi analiz ederek başlayan Hüseyin Baş, "Türkiye bugünlerde yaşadığını belki de Cumhuriyet tarihinde hiç yaşamadı" ifadesini kullandı. Baş, geçmiş dönemlerde yaşanan sıkıntıların niteliğinin bugünkünden tamamen farklı olduğunu belirterek şunları söyledi:
"Geçmişte Türkiye'de yaşanan bütün arızalar, öyle veya böyle cumhuriyeti ayakta tutmak için yaşanan arızalardı. Yani insanların özgürlüklerine getirilen sınırlamalar, devletin bekası ve cumhuriyetin devamı için yapılıyordu. Bugün ise tam tersini yaşıyoruz. Bugün insanların yediği baskı, cumhuriyete uyum sağlasınlar diye değil. Bugün insanların özgürlüklerinden, hürriyetlerinden endişe etme sebebi, devlete karşı bir suç işlemiş olduklarından dolayı değil. Şimdi baktığınızda adeta cumhuriyetle kavga eden bir anlayışın Türkiye'de hâkim olmaya çalıştığını gözlemliyoruz."
Baş, bu durumun sadece iktidar kanadıyla sınırlı olmadığını, muhalefetin de cumhuriyetin temel değerlerini koruma konusunda yetersiz kaldığını ima ederek, "Cumhuriyet düşmanlığı artık pervasızca yapılır hale geldi. Buna ses çıkaran yok. Bu çok tehlikeli bir gidişattır" dedi.
"Cumhuriyet giderse ne din kalır ne de başka bir şey"
Cumhuriyetin milletin 5 bin yıllık birikiminin en büyük kazanımı olduğunu vurgulayan Hüseyin Baş, konuşmasının en dikkat çeken bölümünde şu ifadelere yer verdi:
"Bu milletin 5 bin yılda elde ettiği en büyük kazanım cumhuriyettir. Geri kalan bütün kazanımları tekrar kazanabilirsiniz. Yitirir, yeniden elde edebilirsiniz. Ancak elinizde cumhuriyet, milletin iradesi, halkın gücü kalmazsa geçmişte elde ettiğimiz hiçbir şeyin de bir değeri olmaz."
Baş, özellikle dini hassasiyeti yüksek vatandaşlara seslenerek, "Bu hayatı ne için yaşıyor olursanız olun, örnek verelim en hassas olunan noktalardan biri dini için bütün hayatını yaşayan ve en hassas noktası inancı olan vatandaşlarımız şunu bilsinler: Ellerinden cumhuriyet kavramı gittiği anda ne dinleri kalır, ne bir şeyleri. Cumhuriyet sahip olduğumuz her şeyin garantörüdür. Onu kaybettiğiniz anda dilinizi, dininizi, bayrağınızı, toprağınızı, her şeyinizi kaybedersiniz. Tarihte bunun sayısız örneği vardır" dedi.
Baş, cumhuriyetin sadece bir yönetim şekli olmadığını, aynı zamanda milletin kendi kaderini tayin etme hakkının güvencesi olduğunu belirterek, "Cumhuriyet olmadan ne özgürlük olur ne adalet ne de refah. Bu yüzden cumhuriyeti korumak hepimizin en temel görevidir" ifadelerini kullandı.
"Garibanlık ve yokluk, milletimize kader gibi yutturuldu"
Hüseyin Baş, konuşmasının ikinci bölümünde Türkiye'nin ekonomik durumuna ağırlık verdi. Milletin son 50 yıldır yokluk ve açlıkla sınandığını savunan Baş, şöyle devam etti:
"Peki bu noktaya nasıl geldik diye dönüp bakacak olursak değerli arkadaşlar; sadece son 25 yıldır değil, belki de 50 yıldır yoklukla imtihan edilen, açlıkla sınanan bir millet hâline getirildik. Yokluk ve yoksulluk, garibanlık milletimize öyle bir kadermiş gibi yutturuldu ki şu anda sizlere sorsam veya hep birlikte çıkıp sokakta anket yapsak, bu ülkede bir emekli 100 bin lira maaş alabilir mi? Yani bir şey olsa, ne bileyim, gökten bir fil düşse olur mu? Evet, deriz. Mesela gökten bir fil bu masanın üstüne düşecek… Olabilir mi? Evet, olabilir deriz. Ama bir emekli 100 bin lira alabilir mi desek, 'Yok canım, mümkün değil' deriz."

Baş, bu durumun milletin psikolojisine derin şekilde işlediğini belirterek, "Yani o garibanlık kaderine öyle bir ikna edilmişiz ki… Ya da bir işçi tek başına bir maaşla dört tane evladı olsa, onları okutur, büyütür, evlendirir. Hatta çocuklar işini gücünü oturtana kadar ceplerine harçlık koymaya devam eder desek, hanginiz inanır buna? Hiç kimse inanmaz. Çünkü garibanlık bu toplumun kodlarına işlendi" dedi.
Bu garibanlık psikolojisinin milletin geleceğe olan inancını yok ettiğini savunan Baş, "Şimdi bu garibanlık psikolojisi, bizim millet olarak düştüğümüz yerden kalkacağımıza olan inancımızı yok etti. Türkiye, önündeki ekonomik meselelerini çözmediği müddetçe başka hiçbir meseleyi çözme imkân ve kabiliyetine sahip olamayacaktır. Ekonomi her şeyin temelidir. Ekonomisi çökmüş bir ülkenin ne eğitimi olur ne sağlığı ne adaleti ne de dış politikada söz sahibi olması mümkündür" diye konuştu.

"Mevcut siyasi iradeye kimsenin inancı kalmadı"
Hüseyin Baş, konuşmasında mevcut siyasi partilerin ekonomi konusunda bir çözüm üretebileceğine kimsenin inanmadığını öne sürerek şu çarpıcı değerlendirmeleri yaptı:

"Bugün Türkiye'de siyasete baktığınız zaman, mevcut ekonomik meseleleri kim çözer sorusunun cevabı gerçekten yok. Zaten bir emekli 100 bin lira alabilir mi diye sorduğumda kimsenin inanmamasının sebebi nedir? Onu sağlayabilecek bir siyasi iradenin Türkiye'de olmadığına inandığından dolayıdır. Yani hiç kimse demiyor ki, 'Ya bu iktidar devam etsin, şunu da halledince bana bu parayı verecek' veya 'Bu iktidar gitsin, ana muhalefet gelsin. Onlar geldiği zaman biz bu paraları kazanabiliriz' demiyor. Kimsenin böyle bir inancı yok."

Baş, bu durumun siyasi sistemdeki büyük bir güven bunalımının göstergesi olduğunu belirterek, "Millet artık kime oy vereceğini şaşırmış durumda. Her gün yeni bir umut satıcısı ortaya çıkıyor ama kimse samimi değil. Kimsenin derdi millet değil, kimsenin derdi memleket değil. Herkesin derdi koltuğunu korumak, bir sonraki seçimi kazanmak. Bu kafayla bu ülkenin kalkınması mümkün değildir" dedi.
"Rusya ve Çin, Milli Ekonomi Modeli ile değişti"
BTP'nin diğer tüm siyasi partilerden ayrışan en önemli özelliğinin sahip olduğu ekonomik model olduğunu belirten Hüseyin Baş, partisinin kuruluş felsefesini anlattı:

"Biz, bir kere diğer bütün siyasi partilerden, bütün fikir hareketlerinden farklı olarak bir ekonomik modele sahip siyasi bir oluşumuz. Bağımsız Türkiye Partisi'nin ekonomik fikirlerini ve parti programının temelini oluşturan şey Millî Ekonomi Modeli'dir. Nedir bu Millî Ekonomi Modeli dediğiniz zaman, bugün dünyada Amerikan hegemonyasına, Amerikan tek kutbuna karşı başkaldırabilmiş, kendi ekonomileri Amerika ekonomisini dahi geçebilecek noktaya hızla ilerleyen ülkelerin kullandığı modeldir."
Baş, bu modelin dünyada uygulandığını ve başarılı sonuçlar verdiğini savunarak şu örnekleri verdi:
"Mesela bu modeli biz 2013 tarihinde merhum liderimiz Prof. Dr. Haydar Baş ile birlikte Rusya'nın meclisinde anlattık. Haydar Baş bu modeli Rusya'nın meclisinde anlattı. Kime? Rus bilim insanlarına, Rus akademi öğrencilerine ve Rus siyasetçilerine. Rusya, o tarihlerden daha öncesinden beri süregelen şekilde bugüne kadar Millî Ekonomi Modeli'ni uygulamış bir devlet ve bugün Amerika'yla çatışabilen dünyadaki ender devletlerden biri. Rusya'nın bugün Amerika karşısında dimdik durabilmesinin, yaptırımlara rağmen ayakta kalabilmesinin ardında bu model vardır."
.jpg)
"Yine bakıyoruz; Çin şu anda Amerika'nın en büyük derdi. Çin'in bu gidişatı bu hızla devam ettikçe Amerika şunu görüyor ki; dünya artık benim çiftliğim olmayacak! Peki Çin nasıl bu noktaya geldi dersek, Çin de Millî Ekonomi Modeli'ni uygulayarak bu noktaya geldi. Çin, 40 yıl önce dünyanın en fakir ülkelerinden biriydi. Bugün ise dünyanın en büyük ikinci ekonomisi. Bu nasıl oldu? Kendi iç dinamikleriyle, kendi milli ekonomisiyle, dışarıya bağımlı olmadan kalkınmayı hedefleyen bir modelle oldu."
Baş, buradan şu sonucun çıktığını belirtti: "Yani buradan şu sonuç çıkıyor: Bizim elimizde Bağımsız Türkiye Partisi olarak öyle bir model var ki dünyada hiçbir siyasi partinin böyle bir kabiliyeti ve imkânı yok arkadaşlar. Bağımsız Türkiye Partisi'nin parti programı Millî Ekonomi Modeli. BTP'nin parti programı, dünyanın farklı coğrafyalarından gelen ekonomistler tarafından dünyanın kurtuluş reçetesi olarak ortaya konuyor."

Hüseyin Baş, mevcut diğer siyasi partilere de meydan okuyarak, "Şimdi siz bana lütfen şunu söyleyin: Türkiye'deki herhangi bir siyasi partinin, buna iktidar partisi de dâhil, parti programındaki bir cümleyi dünyanın herhangi bir yerinden herhangi bir konudaki akademisyen çıkıp, 'Bu cümle doğrudur' desin. Böyle bir şey yok. Çünkü onların parti programları popülizmden ibaret, birbirinin kopyası, hiçbir özgün yanı yok" dedi.
"Tavuk şirketlerine kayyum atıyorlar ama…"
Hüseyin Baş, konuşmasında son olarak hükümetin ekonomi politikalarını eleştirdi ve özellikle son dönemde bazı gıda şirketlerine kayyum atanması uygulamasını hedef aldı:
"Şimdi halk zarar görüyor diye tavuk şirketlerine kayyum atıyorlar. Yaa halkı bu kadar düşünüyordunuz madem, SEKA'yı kapatmasaydınız, TEKEL'i satmasaydınız, Sümerbank dursaydı, şeker fabrikaları elimizde dursaydı, limanlar bizde olsaydı, altın madenleri özelleştirilmeseydi. Bu halkın en çok tavuk dürüm yiyor olmasının sebebi tavuğu çok sevmesi değil. Halkı bu kadar düşünmenize gerek yok. En çok tavuk dürüm yiyor olmasının sebebi cebinde para olmayışı."
Baş, özelleştirmelerin halkın zararına olduğunu savunarak, "Sözde halkı düşünüyorlar ama halkın kârına ne varsa elden gitti. Şeker fabrikaları satıldı, TEKEL satıldı, limanlar satıldı, altın madenleri yabancılara peşkeş çekildi. Şimdi gelmişler tavuk firmalarına kayyum atıyorlar. Samimiyet bu mu? Bunların hepsi göz boyamadan ibaret" dedi.
Baş, sadece iktidar değişikliğinin yeterli olmayacağını savunarak sözlerini şöyle tamamladı:
"Dolayısıyla bu ekonomik tablonun, bu tutarsız tablonun bir iktidar değişimiyle düzeleceğini düşünürseniz orada da yanılırsınız arkadaşlar. Ne AK Parti devam etsin ne CHP gelsin, ne başka bir parti... Onların hiçbirinin bu ekonomiyi düzeltebilecek bir modeli, bir fikri, bir vizyonu yok. Bu ekonomik tablonun düzelebileceği tek yol Bağımsız Türkiye Partisi iktidarıdır. Bizim modelimiz var, bizim vizyonumuz var, bizim reçetemiz var. Milli Ekonomi Modeli ile Türkiye yeniden ayağa kalkacak, emekli 100 bin lira maaş alacak, işçi bir maaşıyla dört çocuk okutacak, bu millet refaha ve huzura kavuşacaktır."
Toplantıya yoğun katılım
BTP Yalova İl Başkanlığı'nın ev sahipliğinde düzenlenen Genişletilmiş İl Divan Toplantısı'na, BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın yanı sıra ilçe başkanları, kadın ve gençlik kolları temsilcileri ile çok sayıda parti üyesi katıldı. Yaklaşık iki saat süren toplantıda, partinin önümüzdeki dönem çalışmaları, yerel seçimler ve ekonomik kriz karşısında partinin izleyeceği yol haritası ele alındı. Toplantı, Hüseyin Baş'ın konuşmasının ardından basına kapalı devam eden bölümle sona erdi.