|
Tweet |
Hocalı Katliamı: 26 Şubat 1992'de Yaşanan İnsanlık Dramı
Olayın Arka Planı ve Stratejik Önemi
1992 yılı başlarında, Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı kasabası stratejik bir konuma sahipti. Bölgenin tek havalimanı burada bulunuyordu ve Hankendi ile Ağdam'ı bağlayan yol üzerindeydi . Aralık 1991'den itibaren Ermeni güçleri tarafından tamamen abluka altına alınan kasaba, elektrik, gaz ve temel ihtiyaçlardan yoksun bir şekilde kış şartlarıyla mücadele ediyordu. Kara yolu ulaşımı Ekim 1991'de kesilmiş, Kasım ayında bir helikopterin düşürülmesiyle hava ulaşımı da durmuştu . Son helikopter 13 Şubat 1992'de gelebilmişti .
Katliamın Gerçekleşmesi
25 Şubat'ı 26 Şubat'a bağlayan gece saat 23:00 sularında, Ermenistan silahlı kuvvetleri ve dönemin Sovyet ordusuna bağlı 366. Motorize Piyade Alayı'nın desteğiyle Hocalı'ya üç koldan saldırı başlatıldı . Yaklaşık 160 hafif silahlı Özel Polis Gücü (OMON) ve 200 kişilik yerel savunma kuvvetinin koruduğu kasaba, ağır silahlar karşısında tutunamadı .
Saldırganlar, kasaba halkını doğuya doğru kaçmaya zorlayarak adeta bir tuzağa sürüklediler. Kaçan siviller, güvenli bölgeye ulaşmaya çalışırken Ermeni güçleri tarafından acımasızca katledildi .
Katliamın Boyutu ve Vahşet
Azerbaycan resmî verilerine göre saldırıda 106'sı kadın, 83'ü çocuk ve 70'i yaşlı olmak üzere toplam 613 Azerbaycan Türkü hayatını kaybetti . 487 kişi ağır yaralanırken, 1275 kişi esir alındı ve bunlardan 150'sinin akıbeti hâlâ bilinmiyor . 8 aile tamamen yok oldu, 25 çocuk her iki ebeveynini, 130 çocuk ise ebeveynlerinden birini kaybetti .
İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) bu katliamı, Dağlık Karabağ işgalinden bu yana yaşanan en büyük sivil katliamı olarak nitelendirdi . Katliamın vahşeti, otopsi raporlarına da yansıdı; kurbanların kafa derilerinin yüzüldüğü, gözlerinin oyulduğu, hamile kadınların karnının deşildiği ve çocukların dahi işkenceye maruz kaldığı belgelendi . Dönemin Ermeni komutanlarından Serj Sarkisyan (bugünkü Ermenistan Cumhurbaşkanı) olayı, Azerbaycanlılara gözdağı vermek ve Sumgayıt olaylarının intikamını almak olarak tanımlamıştır .
Turgut Özal ve Dönemin Türkiye Hükümetine Yönelik Eleştiriler
Ebulfez Elçibey'in Helikopter Talebi
Azerbaycan'ın milliyetçi çizgideki Cumhurbaşkanı Ebulfez Elçibey, Hocalı Katliamı sırasında ve sonrasında, özellikle yaralıların tahliyesi ve insani yardım için Türkiye'den acil yardım talebinde bulundu. Elçibey'in meşhur sözü bu noktada ortaya çıkmıştır:
"Turgut Özal'dan 4 helikopter istedim vermedi, ben daha ne isteyeceğim?" .
Bu ifade, Azerbaycan liderinin Türkiye'den beklediği desteğin gelmemesi karşısında duyduğu çaresizliği ve kırgınlığı açıkça ortaya koymaktadır.
Özal'a Atfedilen Mezhepçi Söylem
İddialara göre Turgut Özal, Elçibey'in bu yardım talebine olumsuz yanıt verirken, dönemin siyasi konjonktürü ve mezhepsel farklılıkları gerekçe göstermiştir. Paylaşımda yer alan iddiaya göre Özal, "Azerbaycan Şii, biz Sünni, onlara İran yardım etsin" şeklinde bir ifade kullanmıştır . Bu söz, iki kardeş ülke arasındaki ilişkilerin temelindeki "tek millet, iki devlet" anlayışına gölge düşüren bir yaklaşım olarak tarihe geçmiştir. Her ne kadar bu sözün resmî kayıtlardaki yeri tartışmalı olsa da, dönemin siyasetçileri ve kamuoyunda yaygın bir kanaat olarak yer etmiştir .
Dönemin Eleştirisi ve Bugünle Kıyaslama
Ebulfez Elçibey'in bu sitemi, yalnızca Turgut Özal'ı değil, dönemin diğer siyasi lideri Süleyman Demirel'i de kapsamaktadır. Elçibey, "4 helikopteri vermeyenden ne isteyeyim, Demirel de vermedi, Özal da vermedi" diyerek hayal kırıklığını her fırsatta dile getirmiştir . Bu durum, Türkiye'nin yakın tarihinde dış politika açısından eleştirilen bir sayfa olarak durmaktadır.
Günümüz Türk siyasetçileri ise bu geçmiş dönemi sıklıkla eleştirmekte ve özellikle İkinci Karabağ Savaşı'nda Türkiye'nin Azerbaycan'a verdiği askerî ve siyasi desteği öne çıkararak, "Dün 4 helikopter verilmedi, bugün İHA, SİHA, F-16 oradaydı" söylemiyle geçmişle bugün arasında keskin bir mukayese yapmaktadır .
Hocalı Bir Soykırımdır
Hocalı Katliamı, sadece Azerbaycan halkının değil, tüm Türk dünyasının ortak acısıdır. 26 Şubat, her yıl dünyanın dört bir yanında düzenlenen anma etkinlikleriyle, katledilen 613 kardeşimizin aziz hatırasını yaşatmak ve bu insanlık suçunu uluslararası kamuoyunun gündeminde tutmak için bir fırsat olmaktadır . Pakistan, Meksika, Kolombiya gibi ülkelerde katliam soykırım olarak tanınmıştır .
Acılar hâlâ taze: 150'yi aşkın kişinin akıbeti belirsizliğini korurken, katliamda yakınlarını kaybeden ailelerin acısı ve adalet arayışı devam etmektedir . Bu duygu ve düşüncelerle, Hocalı'da katledilen tüm kardeşlerimizi rahmet ve minnetle anıyor, bu insanlık suçunu bir kez daha şiddetle lanetliyoruz.
Unutmadık, unutturmayacağız.